Kıbrıs’ın Tarihi Yolculuğu: Eski Uygarlıklardan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne
Kıbrıs, Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz’in üçüncü büyük adası olarak, tarih boyunca Doğu Akdeniz’in en stratejik noktalarından biri olmuştur. Bu nedenle ada, yüzyıllar boyunca yalnızca bir coğrafi alan değil, farklı uygarlıkların, dinlerin, ticaret yollarının, kültürlerin ve güç mücadelelerinin kesiştiği bir sahne hâline gelmiştir. Kıbrıs’ın tarihi; isim değişikliklerinden büyük imparatorlukların hâkimiyetine, dini dönüşümlerden siyasi kırılma noktalarına kadar son derece katmanlı ve zengindir.
1. İsimlerin ve Uygarlıkların Adası
Kıbrıs, bugün bilinen adını almadan önce pek çok farklı medeniyet tarafından çeşitli isimlerle anılmıştır.
Mısır ve Hitit kaynaklarında Alaşya / Alashia, Asur belgelerinde Yatnana / Ya, Fenikeli dönemlerinde Hetim, bazı dönemlerde ise adanın şehir devletlerinden türetilen Amatusya, Salaminya, Pafya gibi adlarla kaydedilmiştir.
“Kıbrıs” adının kökenine dair farklı görüşler vardır:
• Ana Tanrıça Kibele’ye verilen “Kipris” adı,
• Bakır anlamına gelen İbranice kopher, Akadca ve Latince cuprum kelimeleri,
• Adada bolca bulunan servi ağaçlarının Latince “cypress” sözcüğü.
Bu çeşitlilik, adanın yalnızca jeopolitik değil; kültürel, dini ve dilsel açıdan da çok yönlü bir geçiş noktası olduğunu gösterir.
2. Antik Çağdan Bizans’a: Ticaret, Din ve Strateji
Kıbrıs, antik çağlardan Bizans dönemine kadar birçok büyük uygarlığın hâkimiyetine girmiştir:
Mısır, Hitit, Aka ve Dor kökenli Grek kolonileri, Fenikeliler, Asur, Pers, Büyük İskender, Roma ve Doğu Roma (Bizans).
MS 46’da Roma döneminde Hristiyanlık adanın resmî dini ilan edilmiştir. Bu karar, o dönem adada yaşayan Yahudilerin isyanına yol açmış, Romalılar Yahudileri adadan sürmüştür.
MS 395’te Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldığında, Kıbrıs Doğu Roma’ya bağlanmış ve Bizans döneminde güçlü bir Ortodoks kimliği kazanmıştır. İlk Ortodoks kiliseler bu dönemde Kıbrıs’ta kurulmuştur.
3. Müslüman Akınları, Haçlılar ve Lusignan Dönemi
649 yılında ada Müslümanlar tarafından ilk kez fethedilir. 7–10. yüzyıllar boyunca İslâm orduları Kıbrıs’a birçok sefer düzenlemiştir.
1191’de III. Haçlı Seferi sırasında Arslan Yürekli Richard adayı ele geçirir, Tapınak Şövalyelerine satar fakat isyanlar üzerine geri alır ve 1192’de Guy de Lusignan’a devreder. Böylece 300 yıla yakın sürecek Lusignan dönemi başlar.
Bu dönemde Lefkoşa yönetim merkezi olur, Latin piskoposlukları kurulur, Papa Latin başpiskoposunu adanın tek ruhani lideri ilan eder. Bu durum Ortodoks halk arasında ciddi huzursuzluklara yol açar. Kıbrıs, Haçlıların askeri ve lojistik üssü hâline gelir.
4. Venedik Dönemi ve Osmanlı Fethine Giden Yol
Lusignan yönetiminin zayıflamasıyla Ceneviz–Venedik rekabeti kızışır. Ceneviz uzun süre Mağusa’yı kontrol eder. Son Lusignan Kraliçesi Catherina Cornaro, Venedik baskısıyla 1489’da tahttan çekilir ve ada Venediklilere geçer.
Venedik, Memlük Sultanlığı’na vergi ödemeye devam eder; 1517’den itibaren bu vergi Osmanlı’ya aktarılır. Venedik’in ağır vergileri halkı zorlar ve Osmanlı fethini kolaylaştıran toplumsal zemin oluşur.
5. Osmanlı Fethi (1570–1571): Yeni Bir Dönemin Başlangıcı
Osmanlı Devleti için Kıbrıs’ın fethi stratejik bir zorunluluktu:
• Doğu Akdeniz ticaret yollarının güvenliği,
• Hac yollarının korunması,
• Adanın korsan üssü haline gelmesi,
• Kıbrıs’ın eski bir İslâm toprağı olarak görülmesi.
Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 1570’te çıkarma yapar, Lefkoşa’yı bir buçuk aylık kuşatmanın ardından alır. 1 Ağustos 1571’de uzun bir direnişin sonunda Mağusa’nın da düşmesiyle fetih tamamlanır.
Fetih sonrası ada 16 kazaya ayrılır, Anadolu’dan Müslüman Türk nüfus yerleştirilir. Terk edilmiş köyler yeniden canlandırılır, ağır feodal vergiler kaldırılır. Osmanlı’nın hedefi yalnızca askeri kontrol değil, adayı bir vatan toprağı olarak iskân etmek ve kalkındırmaktır.
6. Çok Kültürlü Toplum: Osmanlı Sosyal Düzeni
Osmanlı döneminde Kıbrıs’ta Türkler, Rumlar, Ermeniler, Maronitler, Yahudiler, Latinler, Avrupa tüccarları bir arada yaşar.
Ortodoks Başpiskoposu Rum cemaatinin hem ruhani hem siyasi lideri olarak tanınmıştır. Cemaatler evlilik, ticaret, mülk alımı gibi konularda sıkı şekilde etkileşim hâlindeydi.
Osmanlı’nın din ve vicdan özgürlüğü temelli millet sistemi, çok katmanlı bir toplum yapısının sorunsuz şekilde işlemesini sağlamıştır.
7. Ekonomik ve Sosyal Yapı
Fetih öncesi ada:
• Halkın çoğu topraksız,
• Zirai üretim yetersiz,
• Ticaret birkaç Latin aristokratın elinde yoğunlaşmıştı.
Osmanlılarla birlikte:
• Toprak sistemi yeniden düzenlendi,
• Halkın toprak sahibi olma imkânı arttı,
• Zanaat ve esnaf teşkilatı gelişti,
• Lefkoşa ve Mağusa güçlü ticaret merkezlerine dönüştü.
Ada ipek, pamuk, yünlü kumaş, şarap ve çeşitli tarım ürünlerinin Avrupa’ya ihraç edildiği önemli bir merkez hâline geldi.
8. İngiliz Dönemi (1878–1960): Yeni Bir Sayfa
1878’de İngiltere adayı yönetmek üzere Osmanlı’dan “kiraladı”, fakat 1914’te tek taraflı ilhak etti.
1923 Lozan Antlaşması ile Türkiye Kıbrıs üzerindeki haklarından feragat etti, binlerce Kıbrıslı Türk Anadolu’ya göç etti.
1925’te ada resmen İngiliz Taç Kolonisi oldu. Bu dönem, demografik ve siyasi güç dengelerini Kıbrıs Türkleri aleyhine bozdu.
9. Enosis – EOKA – TMT ve 1960 Cumhuriyeti
1950’lerden itibaren Rumlar, adayı Yunanistan’a bağlama hedefiyle ENOSİS hareketini başlattı.
1955’te EOKA kuruldu.
Türkler ise TMT’yi kurarak karşılık verdi.
1959 Londra–Zürih Antlaşmaları ile iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu ve 1960’ta resmen ilan edildi.
10. 1963–1974: Ortak Devletin Çöküşü ve Çatışmalar
1963’te Rum tarafı Kıbrıslı Türkleri hükümetten dışlamaya çalıştı ve Anayasa’yı ihlal etmeye başladı.
Akritas Planı çerçevesinde Türkler üzerindeki baskılar arttı.
Türk halkı adanın yalnızca %3’üne sıkıştı.
BM Barış Gücü adaya geldi ve Yeşil Hat oluştu.
11. 1974 Müdahalesi, Nüfus Mübadelesi ve KKTC’nin Doğuşu
15 Temmuz 1974 darbesi ENOSİS’i hemen gerçekleştirmek için yapıldı.
Türkiye, garanti antlaşmasına dayanarak müdahalede bulundu.
1975 Viyana Nüfus Mübadelesi ile Rumlar güneye, Türkler kuzeye geçti.
Ada fiilen iki toplumlu, iki bölgeli hâle geldi.
15 Kasım 1983’te Kıbrıs Türk halkı, kendi siyasi kimliğini korumak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etti.
12. Sonuç: Tarihin Katmanlarını Taşıyan Bir Ada
Kıbrıs’ın tarihi; imparatorluklar, dinler, ticaret yolları, savaşlar ve barış girişimleriyle şekillenmiş çok katmanlı bir hikâyedir. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; bu zengin mirası, Osmanlı–Türk kökleri, Doğu Akdeniz’deki güçlü stratejik konumu ve eğitim-turizm odaklı ekonomisiyle hem bölgesel hem küresel ölçekte dikkat çeken modern bir devlettir.